Kıymetli dostlar, bugün sizlere sadece bir hikâye değil, bir "şahsiyet" aynası tutmak istiyorum.
Rahmetli Erbakan Hocanın meşhur "Bedir Çobanı" tasvirini bilirsiniz...
Hoca anlatırdı: Bedir Savaşı’nın o çetin gününde, civarda develerini güden bir çobansın.
Bir yanda Efendimiz (sav), diğer yanda batılın temsilcisi Ebu Cehil...
Eğer o gün, "Şöyle bir yüksek tepeye çıkayım da neler oluyor bir izleyeyim" dersen, izleyici koltuğuna oturursan, safın batıl olur.
Eğer, "Yarabbi kim haklıysa ona yardım et" diye tarafsızlık maskesiyle dua edersen, yine vebaldesin. Çünkü sen bu dünyaya hak ile batılı ayırmak için gönderildin.
Hatta, "Yarabbi Peygamberimize yardım et" deyip yerinde oturursan, yine sorumluluktan kaçmış olursun. Çünkü o an, ellerini açıp bekleme anı değil; yerinden bir ok gibi fırlayıp, savaş alanına varana kadar birkaç kez yüzüstü kapaklanma pahasına eyleme geçme anıdır!
Peki, bugün bizim Bedir’imiz neresi?
Bugün bizim Bedir meydanımız market raflarıdır, banka hesaplarımızdır, cebimizdeki telefonlardır.
Zalimin mazlumu ezdiği, bebeklerin üzerine bombaların yağdığı bir dünyada; "Benim bir paket deterjanımla, bir bardak içeceğimle ne değişir?" demek, o gün tepeden savaşı izleyen çobanın gafletine düşmektir.
Bakınız, tarihte bunun bir başka örneği de Gandhi’dir. Gandhi, koca bir imparatorluğu topla tüfekle değil; "boykot" ile dize getirdi. İngiliz’in kumaşını reddetti, kendi çıkrığında dokuduğu milli bezini giydi.
Bir avuç "tuz" için kilometrelerce yürüdü ve sömürgecinin ekonomik damarını kesti.
Ne zaman ki halk kendi kendine yetmeye başladı, işte o zaman zalim geri adım atmak zorunda kaldı.
Zalim sadece güçten anlar; ama o gücün yakıtı bizim cüzdanımızdır.
Aldığımız her boykotlu ürün, zalimin tankına yakıt, tüfeğine mermi olarak dönüyor. "Alternatifi yok" bahanesine sığınmak, o tepeden aşağı inmeye üşenmektir.
Oysa Gandhi’nin çıkrığı neyse, bizim yerli üretimimiz de o'dur.
Kendi esnafımızdan alışveriş yapmak, yerli markamızı baş tacı etmek, sadece bir ticaret değil; milli ve manevi bir duruştur.
Kıymetli okurlarım;
Bugün kalemimizle, tercihlerimizle ve duruşumuzla safımızı belli etme vaktidir.
Sosyal medya ekranlarının arkasında "izleyici çobanlar" olarak kalmak bize yakışmaz.
Erbakan Hocanın dediği gibi; olaydan haberdar olur olmaz öyle bir fırlayacağız ki, konforumuzdan vazgeçip hakikat meydanına koşacağız.
Unutmayın; zalimin zulmü varsa, mazlumun Allah’ı, müminin de sarsılmaz bir boykot iradesi vardır.
Gelin, cüzdanımızdaki o sessiz gücü bir fetihe dönüştürelim. Çünkü biz "izleyenler" değil, "yol açanlar" olmak zorundayız.
NOT: Yazar görüşleri şahsi sorumluluklarında yayınlanmaktadır.
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|