Türkiye’de siyasetin nabzı ne zaman yükselse, kendimizi değişmez bir döngünün içinde buluyoruz: Bir tarafta ekonomik ve sosyal beklentiler, diğer tarafta ise toplumun sinir uçlarına dokunan sembolik tartışmalar.
Son dönemde kamuoyuna yansıyıp büyük tepki çeken "çocuklara sırt dönme" görüntüsü, aslında bir protokol hatasından çok daha fazlasını; bir siyasi intihar provasını simgeliyor.
Kendi Kalesine Gol Atmak
Siyaset sosyolojisinde seçmen refleksi net bir zemine oturur.
Özellikle muhafazakar ve milliyetçi seçmen nezdinde "ehvenişer" (kötünün iyisi) mantığının çalışması için muhalefetin belirli hataları yapması yeterlidir.
İktidar partisinin oyları ekonomik konjonktür nedeniyle ne zaman düşüşe geçse, muhalefet kanadından gelen bazı çıkışlar adeta "can suyu" işlevi görüyor.
Bir siyasi yapının; "Kur’an kurslarını kapatacağız" gibi inanç özgürlüğüne müdahale algısı yaratan söylemleri, ülkenin savunma sanayiindeki gururu olan "İHA ve SİHA’lara dokunacağız" şeklindeki milli kazanımları hedef alan çıkışları veya en basitinden bir törende mehter takımına arkasını dönmesi, seçmen zihninde devasa bir bariyer örüyor.
Hele ki toplumsal hafızada kutsiyet atfedilen seccadeye basılması gibi görüntüler eklendiğinde, kararsız seçmen şu noktaya geliyor: "Belki mevcut durumdan memnun değilim ama diğer taraf gelirse ruhumun ve vatanımın değerleri tehlikeye girer."
Sevmese de Saygı Göstermek Zorunda
Bu noktada en temel kuralı hatırlatmak gerekiyor: Sevmese de saygı göstermeli.
Siyaset sadece yönetmek değil, aynı zamanda toplumun ortak değerleriyle barışık kalma sanatıdır.
Bir meydanda mehter çalan çocuklar, sadece bir grubun değil, bu toprakların ortak kültürel mirasının bir parçasıdır.
Onlara sırt dönmek, sadece o ana değil, o çocukların emeğine ve temsil ettikleri tarihsel sürekliliğe de saygısızlıktır.
Seçimi kazanmak isteyen bir yapının, halkın "kırmızı çizgileriyle" kavga etmesi rasyonel bir siyaset değildir.
İnsanların inancına, savunma sanayiindeki başarısına veya kültürel değerlerine yönelik dışlayıcı her tavır, rakip siyasi bloğun saflarını sıkılaştırmaktan başka bir işe yaramaz.
Sağ seçmen, "aman oylar bölünmesin, yoksa değerlerimiz elden gider" korkusuyla, sevmediği veya eleştirdiği tarafa bile yeniden sıkı sıkıya tutunur.
Sonuç: Gönül Köprülerini Yıkmak
Sonuç olarak; siyasette değişim isteyenler, halkın kutsallarına sırt çevirerek değil, o kutsalları kucaklayarak yol alabilirler. Nezaketin olmadığı yerde siyaset, sadece belirli bir zümrenin yankı odasından ibaret kalır.
Halkın gönlüne giden yol; seccadeden mehtere, Kur’an kursundan yerli savunma sanayiine kadar bu milletin değerleriyle kavga etmekten değil, o değerlere en az halk kadar sahip çıkacak bir olgunluğu göstermekten geçer.
Aksini yapanlar, sadece rakibinin düşen oylarını artırmakla kalmaz, kendi siyasi geleceklerine de sırt dönmüş olurlar.
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|