Bugun...


ALİ KILIÇ

facebook-paylas
Görünmeyen Vesayet ve Magazinleşen Dış Politika: Bir Zirvenin Anatomisi
Tarih: 12-07-2026 23:00:00 Güncelleme: 12-07-2026 23:00:00


Siyasetin sahne arkasındaki gerçekler ile kitlelere sunulan illüzyonlar arasındaki makas hiç bu kadar açılmamıştı. Haftalardır, aylarca süren propaganda aygıtlarının çarkları tek bir merkezden döndü: "NATO Zirvesi bir milat olacak, bölgenin anahtarı Türkiye’ye teslim edilecek, 'Dostum Trump' müjdelerle heybesini doldurup gelecek..." Toplumun ekonomik ve sosyal dar boğazda nefes almaya çalıştığı bu dönemde, dış politikada bir "zafer" hikayesine acilen ihtiyaç vardı. Ancak zirve bittiğinde geriye kalan, sadece devasa bir illüzyon ve acı bir gerçeklik oldu.

​Dış politikayı bir devlet aklı ve strateji bütünü olarak değil, bir liderler arası dostluk ve jestler manzumesi olarak okuma hastalığı, bu ülkeye en büyük zararı veriyor. ABD Başkanı Trump’ın hiçbir somut kazanım vermeden, parası ödenmiş ve ortağı olduğumuz F-35’ler konusunda bile "Bakacağız, değerlendireceğiz" diyerek uçağına binip gitmesi, bu "dostluk" masalının ne kadar temelsiz olduğunu bir kez daha gösterdi. Yalvarma eşiğine getirilen bir diplomasi, bu toprakların köklü hariciye geleneğine de tarihsel misyonuna da taban tabana zıttır.

​Daha da vahimi, bu ülkenin toprakları, lüks otellerin konforunda ağırlanan yabancı liderlerin şov alanına ve komşu coğrafyaları bombalama stratejilerinin lojistik bir üssüne dönüştürülürken yükselmeyen o seslerdir. İslam coğrafyasına ve komşu ülkelere verilen mesaj son derece nettir: "Kimse bize karşı sesini çıkaramaz, çünkü ekonomik ve siyasi olarak herkes bizim çıkarlarımıza hizmet etmek zorunda." Bu sessizlik, ülkenin getirildiği yapısal ve ekonomik bağımlılık krizinin, bir tür örtülü vesayete dönüştüğünün en açık kanıtıdır. Ülke, kendi tarihsel derinliğinden kopartılarak, Batı'nın bölgedeki çıkarlarına hizmet eden kullanışlı bir aparata indirgenme tehlikesiyle karşı karşıya bırakılmıştır.

​Peki, bu sırada manşetleri süsleyen neydi?

Halkın gözünün içine bakarak gerçeği aktarması gereken medya, tam bir akıl tutulması ve magazin diliyle toplumu avutma yarışına girdi. Meloni’nin bakışından, Macron’un gözlüğüne; İzlanda Başbakanı’nın mehter takımı karşısındaki şaşkınlığından, Trump’ın omzuna kimin dokunabildiğine kadar her şey konuşuldu. Ama masada kaybedilenler, savunma sanayisinde uğranılan haksızlıklar, komşu coğrafyada patlayan bombalar ve ülkenin içine itildiği ekonomik acziyet tek bir cümleyle bile hak ettiği biçimde tartışılamadı. Bu dil, bir ülkenin medyasının düşebileceği en acı, en hazin seviyedir; milletin aklıyla açıkça dalga geçmektir.

​Bu topraklar, el pençe divan durarak değil; tarihe yön veren, İslam’a sancaktarlık yapmış, emperyalizme karşı ilk büyük savaşı vermiş o dik duruşun mirasıyla vatan olmuştur. Bu vatan gazetelerin arkasındaki 30 kupona, ya da dış güçlerin icazetine bağlanarak kazanılmadı.

​Milli bir duruş, ne batının suyuna gitmekle ne de meydanlarda hamaset yapmakla olur. Milli duruş; ekonomik bağımsızlıkla, üretime dayalı bir güçle ve her şeyden önemlisi onurlu bir diplomasiyle inşa edilir. Bugün medyanın allayıp pullayarak sunduğu bu acizliği görmek, bu ninnilere karşı uyanmak her bir vatandaşın bu topraklara olan borcudur. Uyuma, uyan millet; çünkü gerçekler magazin sayfalarında değil, kaybettiğimiz yarınlarımızda gizli.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
nöbetçi eczaneler
YAZARLAR
Henüz anket oluşturulmamış.
HABER ARŞİVİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI