Geçtiğimiz hafta, Erbakan Hocamızın "Bedir Çobanı" metaforu üzerinden safımızı belli etmenin bir tercih değil, bir mecburiyet olduğunu konuşmuştuk.
Bugün ise o safı nasıl tahkim edeceğimizi, yani Gandhi’nin o meşhur "çıkrığına" nasıl döneceğimizi konuşalım.
Gandhi, İngiliz sömürgeciliğine karşı ayağa kalktığında sadece "İngiliz kumaşı almayın" demedi. Elindeki çıkrığı göstererek, "Kendi kumaşınızı kendiniz dokuyun" dedi. Çünkü biliyordu ki; başkasının sofrasından beslenen, o sofranın sahibinden emir alır.
Boykotun İkinci Adımı: İnşa Etmek
Zalimin ürününü rafa geri koymak işin başlangıcıdır. Ama asıl zafer, o rafın boş kalan yerine kendi alın terimizi, kendi yerli markamızı koyabildiğimizde kazanılır. Bizler bugün sadece bir markayı protesto etmiyoruz; aslında bir zihniyeti, bizi mecbur bırakan bir sömürü sistemini reddediyoruz.
Peki, Pendik’in sokaklarında, mahalle bakkalımızda, sofralarımızda bu "çıkrık" ruhunu nasıl canlandıracağız?
Esnafımıza Sahip Çıkmak: Küresel zincirlerin devasa reklamlarına kapılmak yerine; mahallemizin helalinden kazanmaya çalışan esnafını, kendi yerli üretimini rafa koyan üreticimizi desteklemeliyiz.
Bu sadece bir alışveriş değil, bir kardeşlik hukukudur.
"Alternatifi Yok" Yalanını Yıkmak: Yıllarca bize belirli markaların vazgeçilmez olduğu anlatıldı. Oysa bugün gördük ki; kendi insanımızın ürettiği gıda da, teknoloji de, temizlik ürünü de gayet kaliteli ve bereketli. Kendi mühendisimize, kendi işçimize güvenmek zorundayız.
Tüketim Köleliğinden Kurtulmak: Boykot bizi aynı zamanda aşırı tüketimden ve marka bağımlılığından da kurtarır. İhtiyacımız olanı, bizim olanla karşıladığımızda; paramız zalimin kasasına değil, ülkemizin ve mazlumun kalkınmasına gider.
Ekonomik Bağımsızlık, Siyasi Bağımsızlığın Temelidir.
Erbakan Hocamızın ömrünü adadığı "Ağır Sanayi Hamlesi" aslında tam olarak buydu. Bizim kendi uçağımızı, kendi tankımızı, kendi gıdamızı üretmemiz; Bedir meydanındaki o çobanın elindeki en güçlü asadır. Bugün milli teknoloji hamlelerimizle, yerli üretimimizle aslında o asayı her gün daha güçlü bir şekilde yere vuruyoruz.
Kıymetli okurlarım;
Boykot bir mahrumiyet değil, bir özgürleşme hareketidir. Cebimizdeki her bir liranın rotasını kendi toprağımıza, kendi insanımıza çevirdiğimizde; zulmün kalelerini birer birer düşüreceğiz.
Unutmayın;
Gandhi bir avuç tuzla, Erbakan Hoca ise "İnanç varsa imkân da vardır" düsturuyla dünyayı değiştirdi. Biz de bugün market sepetimizi bir "fetih" aracı olarak kullanabiliriz.
Gelin, kendi çıkrığımızın başına geçelim. Gelin, bereketli olanın, bizden olanın yanında saf tutalım.
NOT: Yazar görüşleri kendi sorumluluğunda yayınlanmaktadır.
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|